Direnen
bütün halklar aynı dili konuşur.
Biz
o dilde şarkılar söyledik. El ele tutuşup dans ettik meydanlarda.
Etrafımızdaki
soğuk yüzlerse sesimizi duymadılar. Dilimizi bilmiyorlardı...
*
* *
Hans
Gutmann için 1933 yılının ilk ayının son günü hayat, simsiyah
bir fotoğraf karesine döndü. Oysa o, siyah-beyaz fotoğraflarında
daima umudun bütün renklerini yakalamayı bilirdi. Elinden
düşürmediği makinesiyle hikayeler anlatırdı, sözcüksüz.
Aslında anlatıcı o değildi; o ânı sonsuzlaştırandı.
Anlatanlar, bir âna sığan hakikatleri bakışlarına
yazdıranlardı.
Sonra
dehşet düştü yaşama umutla bakan gözlere. O dehşeti gördü
Hans Gutmann. Bakamadı fotoğrafın gözüne. Maviydi rengi.
Masmavi. Kan kokuyordu. Susturamıyordu kulaklarını sağır eden
sesleri: „Heil Hit-ler! Heil Hit-ler! Heil Hit-ler!..“
*
* *











