Her halkın tarihinde kimi zaman büyük acılar, kimi zaman ise görkemli direnişlerle belleklere yazılan günler vardır. Kürtler açısından kendini tekrar eden kara günlerden biri, 29 Haziran'dır. 1925 yılında, takvimler 29 Haziran'ı yazdığında Şeyh Said ve arkadaşları idam edildi. Tam yetmiş iki yıl sonra ise, Abdullah Öcalan'a idam cezası verildi.
Nasıl ki Öcalan'a idam cezasının 29 Haziran'da okunması tesadüf olmadıysa, Bask Ülkesi'nin bağımsızlığı için mücadele eden ETA'nın kuruluşunun 31 Temmuz'a denk gelmesi de tesadüf değil.
1895 yılıydı. Baskların öz yönetimlerinin Madrid tarafından iptal edileli tam ondokuz yıl olmuştu. Ki Romalıların adını 'dağ halkı' anlamına gelen Barscunes koyduğu halk, yüzyıllar boyu bir yüzü denize, diğer yüzü dağlara bakan bu topraklarda kendi yaşamını kendi kurmuştu. İşgal anlamına gelen özerklik statüsünün iptali birden değil, adım adım geliştirilmişti. Kendilerine 'Euskaldunes' diyen Basklar, 'matxinada', yani isyanlarla özgürlüklerini savunmaya çalıştı. Egemenlerin yanıtı kanlı oldu.
Bask Ülkesi'nden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bask Ülkesi'nden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Ağu 2012
23 Oca 2012
'ETA'nın esas başarısı, çelişkiyi diri tutmaktı'
Görüştüğüm yetkili, temel hedeflerinin mevcut sürecin sonunda Bask Ülkesi'nin geleceği ile ilgili halk oylamasına gidilmesi olduğunu belirtiyor. O gün geldiğinde farklı fraksiyonların kendi çözüm konseptlerini sunacak. Abertzale Sol, bir Bask devletinin kurulmasını savunacak.
Kürt sorununa çözüm tartışmalarında Bask modeli de sık sık gündeme geldiğinden, Kürtler açısından önemli ve ilgi çekici bir deneyim. Özerk statüsü ve özellikle de kolektif kültürel haklar bakımından Bask toplumu kuşkusuz Kürtler ile kıyaslandığında çok daha ileri bir noktada duruyor. Kuzey Kürdistan ve Türkiye'de anadilde eğitim isteyen öğrencilerin, sırf bu talebi dile getirmelerinden ötürü hala tutuklanırken, Bask Özerk Bölgesi'nde Baskça eğitim ve hizmet dilidir.
Dolayısıyla şu soru sık sık soruluyor: Madem ki anayasal düzeyde tanınan Baskların kültürel hakları
21 Oca 2012
Errenteria Belediye Başkanı Julen Mendoza Perez: Baskça hala azınlık dilidir
Bask Ülkesi’nde yeni dönem - 3
"Bask Özerk Bölgesi'nde iki resmi dil var, biri Baskça, öbürü İspanyolca. Ancak Baskça hala bir azınlık dili. Buradaki insanların sadece yüzde 30'u Baskça konuşabiliyor. Oysa nüfusun yüzde 55-60'ı Bask. Dolayısıyla bu da bir mücadele alanını oluşturuyor. Baskça'yı bir azınlık dili statüsünden çıkarmazsak, gelecekte yok olabilir de. Hala her şeye rağmen varlığı tümüyle güvence altına alınmış değil."
Jaizkibel dağından vadinin öbür tarafına bakarken, 70'li yıllarda hapis yatmış eski militan Joseba, parmaklarıyla bir zamanlar çok gencin düştüğü toprakları işaret ediyordu. Joseba'nın bir zamanlar, çantasında 'gizli' bildirilerle yaya geçtiği bu görünmez sınıra bakınca, aklıma ansızın Leonard Cohen'in 'The Partisan' şarkısının dizeleri düştü: "Bu sabah üç kişiydik, akşama tek kalan benim, fakat devam etmeliyim; bu sınırlar benim hapishanem".
Jaizkibel'in eteklerindeki Errenteria, üçe bölünen ülkenin büyük yarasının üstünde bir şehir. Donostia veya İspanyolca adıyla San Sebastian'a komşu 40 bin nüfuslu bu kentin belediyesi Mayıs ayında yapılan yerel seçimlerde 28 yıldan sonra İspanya Sosyalist Partisi'nden (PSOE) Bask sol ittifakı Bildu'ya geçti. Makamında ziyaret ettiğimiz 33 yaşındaki Belediye Başkanı - aynı zamanda avukat - Julen Mendoza Perez ile Bildu'nun yerel yönetimler politikasını, sol belediyeciliği ve iki dilliliği konuştuk.
22 Mayıs'ta yapılan yerel seçimlerde Bildu olarak büyük bir başarı kazandınız. Bunu nasıl sağladınız?
Önceki döneme göre çok daha fazla belediye kazandık fakat rakamları kıyaslamak bu durumda biraz zor, çünkü iki tamamen farklı durum söz konusu. 2007'deki yerel seçimlerde birçok yerde seçim listelerimiz yasaklanmıştı. Mayıs'taki seçimlere, Eusko Alkartasuna, Alternatiba ve bağımsızlardan oluşan çatı partisi Bildu olarak katıldık. Bu çatı partisi, Bask tarihinde bir ilki oluşturuyor. Bu seçimlerde Bildu çatısı altında büyük
"Bask Özerk Bölgesi'nde iki resmi dil var, biri Baskça, öbürü İspanyolca. Ancak Baskça hala bir azınlık dili. Buradaki insanların sadece yüzde 30'u Baskça konuşabiliyor. Oysa nüfusun yüzde 55-60'ı Bask. Dolayısıyla bu da bir mücadele alanını oluşturuyor. Baskça'yı bir azınlık dili statüsünden çıkarmazsak, gelecekte yok olabilir de. Hala her şeye rağmen varlığı tümüyle güvence altına alınmış değil."
Jaizkibel dağından vadinin öbür tarafına bakarken, 70'li yıllarda hapis yatmış eski militan Joseba, parmaklarıyla bir zamanlar çok gencin düştüğü toprakları işaret ediyordu. Joseba'nın bir zamanlar, çantasında 'gizli' bildirilerle yaya geçtiği bu görünmez sınıra bakınca, aklıma ansızın Leonard Cohen'in 'The Partisan' şarkısının dizeleri düştü: "Bu sabah üç kişiydik, akşama tek kalan benim, fakat devam etmeliyim; bu sınırlar benim hapishanem".
Jaizkibel'in eteklerindeki Errenteria, üçe bölünen ülkenin büyük yarasının üstünde bir şehir. Donostia veya İspanyolca adıyla San Sebastian'a komşu 40 bin nüfuslu bu kentin belediyesi Mayıs ayında yapılan yerel seçimlerde 28 yıldan sonra İspanya Sosyalist Partisi'nden (PSOE) Bask sol ittifakı Bildu'ya geçti. Makamında ziyaret ettiğimiz 33 yaşındaki Belediye Başkanı - aynı zamanda avukat - Julen Mendoza Perez ile Bildu'nun yerel yönetimler politikasını, sol belediyeciliği ve iki dilliliği konuştuk.
22 Mayıs'ta yapılan yerel seçimlerde Bildu olarak büyük bir başarı kazandınız. Bunu nasıl sağladınız?
Önceki döneme göre çok daha fazla belediye kazandık fakat rakamları kıyaslamak bu durumda biraz zor, çünkü iki tamamen farklı durum söz konusu. 2007'deki yerel seçimlerde birçok yerde seçim listelerimiz yasaklanmıştı. Mayıs'taki seçimlere, Eusko Alkartasuna, Alternatiba ve bağımsızlardan oluşan çatı partisi Bildu olarak katıldık. Bu çatı partisi, Bask tarihinde bir ilki oluşturuyor. Bu seçimlerde Bildu çatısı altında büyük
20 Oca 2012
ETA neden silahlı mücadeleyi bıraktı?
"Bask Bağımsızlık Hareketi, yeni stratejiye geçişle birlikte dış desteğini güçlendirmek için bu alandaki çalışmalarını da gözden geçirdi. Sonuç olarak Brüksel Deklarasyonu destekçileri çevresinden, Güney Afrikalı hukukçu Brian Currin'in öncülük ettiği bir uluslararası ilişki grubu kuruldu. Bu grubun görevi, siyasi partiler arasında müzakereler mümkün kılmaktır."
Bask Ülkesi’nde yeni dönem - 2
Bask Ülkesi’nde bugün olup bitenleri anlamak için, birkaç yıl geriye gitmek gerekiyor. 2005-2007 yılları arasında bir yanda Batasuna ile PSOE’nin bir nevi Bask kolu olan PSE (Bask Ülkesi’nin Sosyalist Partisi) arasında, bir yanda da ETA ile İspanya hükümeti arasında yürütülen görüşmelerden olumlu sonuç çıkmamıştı. Zapatero başbakanlığındaki hükümet, ETA’nın Madrid havaalanındaki bombalı saldırısını gerekçe yaparken, ETA hükümeti sorumlu tutup, üzerinde anlaşma sağlanan hususların pratiğe geçirilmediğine vurgu yapmıştı.
Müzakerelerin sona ermesiyle birlikte şiddet sarmalı yeniden yükseldi. Çatışmalı eski günlere dönüldü. ETA silahlı eylem stratejisine sarılırken, devlet ise yeniden imha politikalarını uygulamaya koydu. Yeni bir operasyon dalgası ile siyasi tutukluların sayısı üçte bir arttırıldı, siyasi partiler kapatıldı,
Bask Ülkesi’nde bugün olup bitenleri anlamak için, birkaç yıl geriye gitmek gerekiyor. 2005-2007 yılları arasında bir yanda Batasuna ile PSOE’nin bir nevi Bask kolu olan PSE (Bask Ülkesi’nin Sosyalist Partisi) arasında, bir yanda da ETA ile İspanya hükümeti arasında yürütülen görüşmelerden olumlu sonuç çıkmamıştı. Zapatero başbakanlığındaki hükümet, ETA’nın Madrid havaalanındaki bombalı saldırısını gerekçe yaparken, ETA hükümeti sorumlu tutup, üzerinde anlaşma sağlanan hususların pratiğe geçirilmediğine vurgu yapmıştı.
Müzakerelerin sona ermesiyle birlikte şiddet sarmalı yeniden yükseldi. Çatışmalı eski günlere dönüldü. ETA silahlı eylem stratejisine sarılırken, devlet ise yeniden imha politikalarını uygulamaya koydu. Yeni bir operasyon dalgası ile siyasi tutukluların sayısı üçte bir arttırıldı, siyasi partiler kapatıldı,
19 Oca 2012
Picasso'nun Guernica'sından ETA'ya
"19. yüzyıla gelindiğinde, hem devrim naralarını atan Fransa hem de İspanya'da 'güçlü ulus-devlet'ten halkların payına homojenleştirilme, yani asimilasyon ve kültürel soykırım düştü. 1841 yılında Fransa ve İspanya devletleri arasında çizilen sınırla Bask Ülkesi de ikiye bölünmüş oldu."
"1975 yılına kadar sürecek olan Franco diktatörlüğü Bask halkı açısından bir imha harekatından farksızdı. Yaklaşık 6 bin Bask idam edildi, onbinlercesi Nazi kamplarına benzer mekanlara kapatıldı, yüzbinlerce insan yurdunu terk etmek zorunda bırakıldı. Bask dili ve kimliğine dair ne varsa yasaklandı."
Bask Ülkesi'nde yeni dönem -I-
Avrupa'nın "son silahlı çatışması" sayılan Bask meselesinde son aylarda yeniden dünya kamuoyunun gündemine girdi. Bunda, özellikle de ETA'nın silahlı mücadelesine son verme kararı belirleyici olmuştur. Bu karar uluslararası medyada geniş yankı bulurken, silahlara veda ana akımda daha çok "ETA'nın yenilgisi", "İspanya demokrasisinin zaferi" vb. şeklinde verildi.
Hakikaten öyle mi? 50 yılı aşkın Bask Ülkesi'nin özgürlüğü için mücadele eden kısa adı ETA olan Euskadi Ta Askatasuna (Bask Vatanı ve Özgürlük), son yıllarda artan devlet baskıları karşısında yaşadığı zayıflama nedeniyle mi silahları bırakmaya karar verdi? Sıkça iddia edildiği gibi toplum nezdinde büyük destek kaybına uğradı mı? Bask sorunu nasıl bir aşamaya geldi? Çözüm mücadelesinin temel aktörleri kimler, ne gibi projeleri var? Bütün bu sorulara yanıt bulmak için Bask Ülkesi'ne gittim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


